Bebeklerin Evcil Hayvanla Büyümesinin Faydaları ve Kedinin Bebeğe Alışması

Merhaba Sevgili Anneler ve Anne Adayları,

Uzun zamandır yazmak istediğim ve üzerinde araştırma yapmış olduğum evcil hayvanlar ve bebeklerin birlikte büyümesi konusundaki düşüncelerimi, tecrübelerimi ve yapılan araştırma sonuçlarını sizlerle paylaşmak istiyorum.

Öncelikle evcil hayvanla yaşamanın bebekler ve çocuklar üzerindeki olumlu etkilerini paylaşmak istiyorum.

*Yapılan birçok araştırma evcil hayvan besleyen insanların daha mutlu olduğunu ortaya koymuştur. Mesela kalp krizi geçirme olasılığını düşürmesi, kolesterol oranını düşürmesi gibi. Yani stresi azalttığı bir gerçek. Mutlu ebeveynler mutlu çocuk yetiştirme konusunda tabi ki ön sıradadır:)
*Amerika’da hırçın çocuklar üzerinde yapılan hayvan terapilerinin çocuk psikolojisi üzerinde olumlu sonuçlar verdiği kaydedilmiştir. Hayvan sevgisi çocuklar için bir terapi şeklidir.
*Otizmli çocuklar üzerinde yapılan bir araştırmada kedisi olan otizmli çocukların daha mutlu oldukları ve zaman zaman kedileriyle iletişime geçerek onlara gülümsedikleri ortaya konmuştur.
*Hayvanlarla büyüyen çocukların özgüvenlerinin daha yüksek olduğu ortaya konmuştur.
*Evcil hayvanlarla büyüyen çocukların sosyal zekasının ve iletişim becerisinin daha gelişmiş olduğu ortaya konmuştur. Bizim evden örnek verecek olursak İnci şuan 15 aylık ve 10 yaşındaki kedimiz Betty ile iletişime geçmek için onun yanına yatıp gözlerine bakıypr ve gülümsüyor yani iletişimin göz hizasına inerek gerçekleşmesi gerektiğini bence bu şekilde öğrendi:)
*Evcil hayvanla büyüyen çocukların daha şefkatli ve sevecen oldukları ortaya konmuştur. İnci de Betty ile iletişim kurmaya çalışırken sesini inceltip miyavlama sesi çıkarıyor mesela:) Bu da bir şefkat göstergesi sayılabilir değil mi:)
*Köpekli bir ortamda çocuklar üzerinde yapılan bir araştırmada köpeklerin çocukların kalp atışlarını yavaşlattığı ve onları sakinleştirdiği gözlemlenmiştir.
*Yapılan birçok araştırma gösteriyor ki özellikle kedi ile büyüyen çocukların alerjik reaksiyonları azalıyor ve alerjenlere karşı bağışıklık geliştiriyorlar ( Özellikle de kediniz hamileliğinizde de sizinle birlikteyse bu süreç anne karnında başlıyor).
Tabi ki evinizde hayvan besliyorsanız aşılarını ihmal etmemek, evi sıklıkla süpürmek ve tuvaletini bebeğinizin ya da çocuğunuz en azından aklı erene kadar ortalıkta bırakmamak gibi sorumlulukları yerine getirmeniz gerekiyor.

 

dsc_1122

Şimdi gelelim bizim bu süreçte baştan sona yaşadığımız tecrübelere;
Hamile kaldığım zaman kadın doğum doktoruma evimizdeki kediden bahsettim ve toksoplazma testi yaptırdım. Sonuç negatifti yani o virüsü hiç almamıştım. Aslında bu hem iyi hem kötü haber. Yani bağışıklığım yoktu bu bakteriye karşı. İyi pişirilmemiş etten ve iyi yıkanmamış salata/sebzelerden kapma ihtimalim var demek oluyordu. İyi haber ise bu zamana kadar Betty’den bana böyle bişey geçmediyse şimdiden sonra da çiğ et yemeyeceği için bu bakteriyi alıp bize bulaştırma ihtimali yoktu. Bir de hayvanda bu bakteri olsa da size bulaştıracağı yer tuvaleti. Her ihtimale karşı hamileyken tuvaletini siz değiştirmeyin, değiştirmek zorunda kalırsanız da muhakkak bir eldiven kullanın.

 

Betty İnci doğduğunda 8,5 yaşında çocuklardan ve bebek sesinden nefret eden hatta evde misafir istemeyen bize çok düşkün bir kediydi. Onu sevmek isteyen ya da çok yükses sesle konuşan misafirlere bazı pek sevecen olmayan davranışlarda bulunduğu için bebeğimiz olduğunda insanlar ona zarar vereceği konusunda endişe edip beni uyarıyorlardı. Evet çocukları sevmiyordu ve çoğu kedi gibi çok ilgi istiyordu. Çok endişelenmemekle birlikte İnci doğduktan sonraki süreçte Betty’nin ruh halini merak ediyordum. Hamileyken sık sık uzanırdım hatta o da gelir yüzünü karnıma yaslayarak yatardı bence baştan itibaren hissediyordu bebeği:)

dsc_1197

İnci’nin mobilyaları eve geldiğinde Betty de her zamanki gibi merakla eşyalarla ilgilendi hatta yatağına girdi kokladı baktı. Kediye bu konuda baskı yapılırsa ters tepeceğinden ve o odaya olan ilgisinin katlanacağından eminim özellikle bizim kedimiz için böyle olacağından.

İlk karşılaşma
Hastaneden eve kucağımızda İnci ile döndük ve ana kucağını girişte bıraktık. Betty tabi ki ilk iş gidip uzun uzun inceledi ve kokladı. Hep birlikte yatak odasına girip İnci’yi beşiğine yatırdık ve odada hastane dönüşü eşyaları toparlamaya başladık bu esnada bebekle hiç ilgilenmiyordu. Yaklaşık yarım saat sonra İnci uyandı ve ağlamaya başladı. Anneler benim rahatça emzirmem için odadasn çıkarken Betty de çıktı. Gün içinde ev kalabalıktı ve o da bir köşeye çekildi. Gece ben İnci’yi emzirirken içeri girdi ve yavaşça yatağa atladı, yanımıza doğru ilerlerken ne yalan söyliyim heyecanlanmaya başladım ve tetikteydim. Normalde ona dokunmayan ya da sabit duran birine saldırmaz ama yine de tam rahat olamıyordum. Yanımıza geldi İnci’yi uzun uzun ve heyecanla kokladı, sonra da yanımıza yattı ve gırlamaya başladı. Ben bebeği çok fazla korusaydım ve yaklaştırmasaydım ona olan ilgisi ve merakı çok artacaktı. Özgürce merakını giderdiği için sakindi. İlk günün bu şekilde geçmesinin huzuru kalmıştı bana da:)

 

dsc_0008

Bundan sonraki süreçte onları çok uzun bir süre baş başa bırakmadım. Evet her şeyi anlıyorlar, hassaslar ama yine de temkinli olmak en doğrusu. O günden sonra ilişkileri İnci ayaklanana kadar uzaktan uzağa gitti. Şimdi İnci Betty’nin peşinde gezmeyi ona oyuncak kaşıkla yemek yedirmeye çalışmayı ve önüne top atıp onu koşturmayı çok seviyor. Betty’nin rahatı kaçmıyor mu elbette kaçıyor ama halinden çok memnun:) Bu harika ilişkiyi izlemek de çok huzur verici ve keyifli oluyor:)

Bizim hikayemiz bu şekilde devam ediyor, umarım her geçen gün daha sağlam bir ilişkileri olur,
Sevgiler 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir