Doğum Hikayem

Herkese Merhaba,

Geçen yıl tecrübe ettiğim doğum hikayemin çok kısa özetini instagramda anlatmıştım ama hala o kadar çok soru geliyor ki eminim bundan sonraki tüm soruları gönül rahatlığı ile bu başlığa yönlendirebilicem.

Önce kısaca hamileliğimden bahsediyim (beslenme/kilo alımıyla ilgili ve hamilelikte saç boyamak ile ilgili konuları ayrı bir yazıda ele alacağım) Genel olarak çok zor bir hamilelik geçirmedim ama sabahları yaşadığım mide bulantılarım 9. haftalarda başlayıp 9. ayın sonuna kadar devam etti, bir de son iki ay tansiyon ve hamilelik şekerim vardı bu da psikolojik ve fiziksel olarak beni etkiliyordu artık çoğu hamile gibi ben de bu sürecin sonuna gelmek istiyorum ama bir yandan da karşılaşacağım o bilinmezlik ve herkesin bahsettiği kaos ortamı beni korkutuyordu…

Kadın Doğum Doktorum Ataşehir Acıbadem Hastanesinde Sema Demirsoy’du. Son kontrollerimde 40. haftam bitiyodu ve biz haftasonu da geçsin, sonraki hafta da bitsin diyerek biraz daha bekledik. İnci kendi kendine gelmediğinden doktorum almaya karar vermişti ve bana 2 gün sonrası için sezeryan tarihi verdi. “Çarşamba sabahı 7:00 civarlarında hastaneye gel Begümcüğüm, artık almamız gerekiyor” dediğini unutamıyorum. Evet bu sona geleceğimizi biliyordum, yaklaştığımızı biliyordum ama gerçekle yüzyüze gelmek beni çok etkilemişti. Ellerim buz kesti, boğazım düğümlendi korkuyordum, duygulanıyordum, bebeğimle tanışacağım için heyecanlanıyordum ama bir yandan da bunların hepsi bana çok fazla geliyodu.. Ben kan bile aldırmaya bu yaşımda alışmışken nasıl ameliyat olurum diye çok korkuyordum aynı zamanda da, ameliyat sebebim doğum olsun şükretmeliyim diye düşünüyordum. Doktordan çıktım karmakarışık eve gittim. Ailemdekileri aradım haber verdim, telkin ediyor, moral veriyor ve korkulacak hiç bişey olmadığını söylüyorlardı.

İki günümü heyecanımı yatıştırmaya çalışarak ve artık ne olursa olsun yeter ki bitsin diyerek geçirdim, herkes böyle mi yaşıyor bilmiyorum eminim çok daha metanetli olanlar da vardır.

Kendime bir çanta hazırladım ve o sabah erkenden kalkıp hastaneye gittik. En yakınlarım da ameliyat öncesi oradaydı. Öyle zamanlarda bu ne kadar güzel bir güç hatırlayınca bile tüylerim diken diken oluyor. Artık saatimin geldiğini söylediler ve ameliyathaneye doğru ilerlemeye başladık. O an yaşadığım korkuyu, en çok da anneme belli etmek istemeyişimi, yok olmak ve kaçmak istediğimi unutamam. Ameliyathaneye girdiğimde anestezi uzmanı Abdullah Bey ve diğer tüm ekip oradaydı herkes maskelerinin arkasından “Hoş Geldiniz” diyordu, ben o buz gibi odada tanıdık yüz olan doktorumu görmek istiyordum bir an önce, görür görmez de çok korktuğumu söyledim, o da hiç bişey hissetmeyeceğimi ve hemen biteceğini söyledi. Aslında öyle de oldu.

Epiduralim takılırken çok az acı hissettim, damar yolu açılması kadar bile değil, belki kan alınması kadar.. Sürekli Emre gelmeden başlamayın lütfen Emre de gelicek diyordum:) Sonra bacaklarıma yayılan bir uyuşma ve karıncalanma, hissedip hissetmediğimi soruyorlardı hiç birşey hissetmiyordum belki çok az bir dokunma hissi ama acı kesinlikle yok. Bu evrede Emre de içeri girdi, artık büyük ölçüde rahatlamıştım. Bana balayımızı nerede geçirdiğimizi sordular belki 2 dakika sohbet ettik ve bir ağlama sesi duyduk. O kadar kısa süre içinde oldu ki inanamadım. “Her şeyi tam mı?” diye sorduğumu hatırlıyorum… Yanıma getirdiler ve o kadar ılıktı ki ağlama sesi de bir o kadar rahatsız edici olması gerekirken rahatlatıcıydı ki.. Hemen kontrolleri için tekrar aldılar, Emre de o esnada odadan çıkarıldı. Anestezi uzmanı artık biraz çakırkeyif olma zamanın geldi dedi ve beni uyuttular, yarı uykuda bir gün önce hastanede yaşadığım anestezi muayenesi esnasında  beni çok korkuttuklarını anlatmışım ama hiç hatırlamıyorum, duyunca çok şaşırmıştım.

DSC_1537

Ortalama 45 dakika kadar daha içeride kalmışım, doktorum yanağıma dokundu ve bittiğini söyledi. Odaya giderken o kadar rahatlamıştım ki Emre’yi tekrar gördüğümde bana “artık hamile değilsin” dedi o gün duyduğum en güzel şeydi belki:) Benden hemen sonra İnci’yi de getirdiler, nasıl emzireceğimi, nasıl tutacağımı anlatıyorlardı ve bu koruma içgüdüsü öyle baskın bişey ki onu bir gönül rahatlığıyla öpüp koklayamadan “iyi bakabilecek miyim” düşüncesi beni sarmıştı ve lohusalık psikolojisi sinyalleri de bunlar oluyor:) Sonraki gün anestezilerin etkisi iyice geçince rahatladım ve o daha 2 gündür tanıdığım minik varlığın sevgisinin içime yavaşça akmasına ve ruhumu ısıtmasına izin verdim.

DSC_1846

DSC_1853

İlk gece çok hafif ağrım oldu, sabitken bir sorun yok ama gelip de yürütmeye çalıştıklarında çok zor…
ikinci gün duş aldırdılar ve kuaför geldi o gün daha rahattım ağrılarım da azalmıştı ama yürümek, öksürmek, gülmek hala çok zordu. BU sürecin tamamen geçmesi ortalama 15 gün ama 5. günden sonra da çok büyüt bir rahatlama oluyor. Ben kimseye şu doğum şeklini tavsiye ederim gibi bir cümle kuramam, herkesin hamileliği, vücut yapısı birbirinden o kadar farklı ki herkes için en iyi doğum güvendiği doktorunun uygun gördüğü doğumdur diyebilirim.

Doğumla ilgili yaptığım en iyi şeyler İnci’den sonra “kisabifilm.com” a doğum filmi çektirmek, oda süslemesi olarak “biparti” ile çalışmak ve hastane olarak da Acıbadem hastanesini seçmek oldu… Hepsini tavsiye ederim…
İşte benim doğum hikayem. Videoya dökülmüş halini de bu linkten izleyebilirsiniz. Her izlediğimde “iyi ki” dediğim. İnci’ye verebileceğim en güzel hediye.. Hastane süslemelerini de görebilirsiniz filmde.

İşte bizim doğum hikayemiz de böyle sona erdi,bunu okuyan tüm hamileler de bebeklerine sağlıkla kavuşsunlar inşallah, Allah isteyen herkese en hayırlı zamanda bu güzel duyguyu yaşatsın,

Sevgiyle 🙂

Doğum Hikayem” üzerine 2 yorum

  1. Cok duygulandim o hissleri kendim yasamis gibi oldum, o ameliyat odasina girme heyecani ve esinizin yaninda olmasini istemeniz bende olsam aynisini bende hiss ederim kesinlikle o odaya insan yalniz girmesi cok urkutuyor 🙁 🙂 videoyuda izledim cok harika olmus bayildim
    Masallahlar olsun <3 cok seker cok tatli her sey ..

  2. Benim de dogumum 36+6 normal dogumla gidip sezeryan ile sonuclandi. Hangi sartlarda dogum olursa olsun duygu ayni. Dünyada hissedilebilecek en güzel duygu. Allah tüm isteyenlere bu duyguyu yaşatsın. Evlatlarımızı bize bağışlasın.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir